Hacamat Nedir ?

Hacamat Nedir ? Ne değildir ?

Hacamat gibi geleneksel bir tedavi için yazılmış çok az eser bulunmaktadır. Bu yüzden toplumda herkesin zihninde farklı bir hacamat tanımı ve hacamat kavramı vardır. Bir çoklarına göre hacamat her türlü hastalıkta uygulanabilen, her şeye iyi gelen bir tedavidir. Buna zıt olarak hacamatı bir kaç hastalığa indirgeyenler de bulunmakta. Nasıl uygulandığı uygulanacağı konusunda da bir kaide yoktur. Yani neden ve nasıl yapıldığı hakkında net bir bilgi olmayan hacamat herkesin mutabık kalacağı bir tanımla “kanı temizleme” işlemidir.

Tabi hacamat nedir sorusuna cevap verirken aynı zamanda ne olmadığını da açıklamamız gerekmekte. Bir varlığa onda olmayan vasıfları vermek, bu vasıflar güzel bile olsa sakıncalıdır. Hacamatı da abartmadan ve küçümsemeden, nebevi ve bilimsel yönünü göz ardı etmeden anlamamız elzemdir.

Hacamat “kirli kanı almaktır.”  “hacamat kanı temizler” “hacamat kan akıtmaktır.” gibi tanımlar yanlış değildir. Doğru bir tanım olmakla birlikte halkın nazarında hacamatı sadece detoks olarak ön plana çıkardığı için biraz daha genişletilmesi gerekiyor.

Hacamat, vücuttan hastalıklara özel bölgelerden kan alarak, başta kanı temizlemek olmak üzere, vücudun kendi kendine yapabildiği tedavileri başlatan veya hızlandıran geleneksel bir tedavi yöntemidir.

Bu tanım ile hacamatın etki mekanizması sadece detoks üzerine yoğunlaşmayacaktır diye umuyorum. Biz bize kadar bir şekilde gelen bu tedavi yöntemini geliştirmek ile mesuluz diye düşünüyorum. Geçmişteki bilgileri almak bunları günümüz bilim anlayışı ile yoğurmak ve ortaya daha faydalı bir usul koymak gerekiyor. Bu sebepledir ki tanımlarımız zamanla değişecektir. Son araştırmalar gösteriyor ki hacamat sadece toksin maddeleri uzaklaştırarak değil, örneğin alyuvarların yaşlılarının alınarak yenilerinin üretim hızını arttırması ile düzenli şekilde yapıldığında kanın oksijen taşıma kapasitesini arttırmaktadır. Hacamat yapıldığı zaman ilk 6 saat boyunca kandaki lokosit miktarının artması ile bağışıklık sistemini de hareketlendirmektedir. Vücut  sıvılarının veya gazların deri altındaki basıncı azaltılmaktadır. Doğrudan toksin maddelerin atılması ile ilişkilendiremeyeceğimiz şekilde bir çok etki mekanizması vardır.

Demek ki hacamatı “kirli kan almak” diye tabir etmek, doğru ama çağımız açısından eksik bir kavram olacaktır. Hacamat hakkında bilinmesi gereken en önemli ön bilgi bu olacaktır diye düşündüğüm için bu kısmı başa aldım.

Hacamat bir çoğumuzun bildiği gibi emmek vakumlamak manalarına gelmektedir. Eski zamanlarda özel olarak geliştirilmiş aletlerle yapılan bu uygulama günümüzde en çok plastik vakumlu kupalarla yapılmaktadır. Belki de bu yüzdendir ki insanlar hacamatı hafife almaya ve “zor bir şey yok, ben de yaparım” havasına bürünmekteler. Evet hacamat uygulaması kolay görünebilir fakat hacamat tedavisi yapmak hiç de kolay değildir. Vakumlu kupalarla kolayca yapılıyor olması sizi aldatmasın. Hacamat ile bir insanı tedavi ettim diyebilmek için mutlaka tedavi kavramını bilmek gerekir. Tedavi için gerekli olan teşhis metotlarını ve genel sağlık bilgilerini bilmek her haccam için zaruridir. Hacamat uygulaması ile hacamat tedavisinin farkı için şu yazımızı okuyabilirsiniz.

Vucüttan kan akıtılarak hastalıkların tedavi edilmesi tarih olarak oldukça uzun bir geçmişe sahiptir. Hipokratın mizaçları düzenlemek için gerekli gördüğü kan akıtma yöntemi aynı veya benzer amaçlarla bir çok kavimde uygulanmıştır.

Hacamat ve Fasd

Buraya bir dikkat çekmek istiyorum. Hacamat uygulaması sünnet ve faydası da inkar edilemeyecek seviyededir. Bunun yanında toplar damardan kan vermek hacamat yerine geçemez diye konuşulmaktadır. Evet toplar damardan kan vermek derinden ince çiziklerle kan almaya benzemez ve aynı etkileri doğurmaz fakat bu yönteminde geçmişte uygulanan ve şifa bulunan bir yöntem olduğunu bilmek durumundayız.

Evet yanlış duymadınız. Toplar damarlardan kan verme yolu ile geçmişte bir çok iç organ hastalığı tedavi edilmiştir. Gerek hadis kitaplarında, gerekse tıp kitaplarında toplar damardan kan verme metodu “hacamat” başlığı altında işlenir. Bu yönteme “fasd” derler. Fasdı da bir hacamat yöntemi olarak saymak yanlış sayılmaz. Çünkü bir çok noktadan deriden yapılan kan ile uyuşmaktadır. Araplarında yaptığı bir yöntemdir. Bazı hadislerde “Rasulullah as boynundaki damardan kan aldırdı (şah damarından)” şeklinde ibareler görmekteyiz. Kavramsal açıdan fasd hacamatın içine girmemeli. Fakat sünnet oluşu bakımından, alimlerin kitaplarını tasnif ederken fasdı da hacamat bölümüne koymaları açısından ve faydaları bakımında hacamatın bir çeşidi olarak algılanmasında bir mahzur yoktur. Kızılaya kan bağışı yapmak da bu anlamda bir hacamat çeşidi sayılabilir. Fakat fasd hacamatı sadece dirsek içindeki damardan yapılmaz bir çok damardan yapılabilir. Hangi damara veya bölgeye ne amaçla yapıldığı bilinmeyen bir uygulamaya hacamat dememiz mümkün olmasa da teknik olarak yapılan işlem “hacamat uygulamasıdır”.

Bazı arkadaşlar bu yaklaşıma karşı çıkmaktalar. Dikkat edin! Kan bağışı yapmak hacamat yerine geçmez. Kan bağışı yaptıran kişi “hacamat tedavisi oldum”diyemez. Fakat yapılan işlem bir çok uygulamadan bir tanesidir.

Sünnette hacamat için “fazla kanı gidermek” tabiri sık sık geçer. Burada dikkat edilmesi gereken kısım şu ki; biz hep kirli kanı gidermek diye yaklaşırken bir çok hadiste fazla kanı gidermek olarak bahsediliyor. Fasd da deriden kan almak da fazla kanı giderme işlevini görebilir.

Bu bağlamda fasd ve deriden hacamat yapma kavramlarının benzer bir etkiye sahip olduklarını görüyoruz. Bir kaç etkide daha bu yakın benzerliği görebiliriz.

Sünnet olmayan bir şeye sünnet demediğimiz sürece, faydasız bir şeye faydalı demediğimiz sürece kavramsal olarak oluşan farklılıkların bize bir zararı dokunmaz. Deri hacamatının da fasd yönteminin de nasıl uygulanacağı en çok nelere iyi geldiği bilgileri mevcuttur.

Hacamat tedavi bir çok hastalığa şifadır. Bunun bilincindeyiz ve hacamatı bu yüzden bir çok hastalığın tedavisinde kullanıyoruz. Bazen ana tedavi bazen yan tedavi olarak mutlaka hacamatı tedavi protokolüne almaya çalışıyoruz. Fakat burada bir ayrıntı var. Bir tedavinin bir hastalığı tedavi etmesi başka bir şeydir. Bir hastaya iyi gelmesi başka bir şeydir.

Mesela cin, büyü ve nazar için hacamat yapanlar yaptıranlar, hacamatın bu hastalıklara iyi geldiği bilgisini nereden alıyorlar. Her kilit kendi anahtarı ile açılır. Nazar için hacamat tedavisi önermek, yapmak belki hastaya zarar vermez. Fakat hastanın tedavi sürecini negatif yönde sürdüreceği için doğru değildir. En önemlisi de nazar için hacamat yapmak demek asıl tedaviyi boşlamak demektir. Nazar için asıl tedavi nazar eden kişinin abdest alması ve bu abdest suyunun nazar olan kişiye serpilmesidir.

Gördüğümüz gibi hacamatı her hastalığın mutlak tedavisi gibi görmek gerçek tedavinin ikinci plana düşmesine sebep olur. Büyü ve cin musallat olması da aynıdır. Bunların sünnetten tedavileri vardır. Diğer yandan kan değerleri uygun bir insana hacamat yaparsanız %90 ihtimalle kendini daha iyi hissedecektir. Bu ruhsal hastalıkların oluşturduğu biyolojik hastalıklara iyi gelecektir. Fakat dikkat! Hacamatın bu hastalıklara iyi gelmesi onları tedavi ediyor manasına gelmez. Mesela sevdiklerini görmek hangi hastalık olursa olsun hastaya iyi gelir. Ama bu tedavi etmek demek değildir.

Yine yaygın bir inanışa göre hacamat bel fıtığı gibi ortopedik hastalıkları da tedavi ettiğine inanılıyor. Arkadaşlar bel fıtığı da kırık çıkık gibi bir durumdur. Eğer disk yerinden kaymış veya yırtılmışsa bunun tedavisi hacamat değil, manüel terapidir. Hacamat tedavi edici değil, hastalığın ilerlemesini yavaşlatıcı, hastalığın getirdiği ikincil hastalıkları tedavi edici olabilir.

Peki hacamatla fıtığın iyileştiğini söyleyenler? Bu kimseler öncelikle fıtık hastası mı değil mi buna bakmak gerek. Sonrasında da fıtık iyileşmiş mi MR ile incelemek gerek. Genelde henüz fıtık oluşmamış, sadece başlangıç aşamasında yapılan uygulama tedavi edici olabilir. Fıtık değil fıtık başlangıcını tedavi edebilir.